Avatar
Harfleri tanımadığım, yalnızca şekillerini bildiğim çok küçük yaşlarımdan beri tüm harfleri yanyana dizerim. Annemin gazetelerde, dergilerde yayımlanmış bir köşede biriktirilen yazılarını örnek alarak kendimce ürettiğim kelimeleri çoğaltıp sonuna birde nokta eklemeye başladım. Harfleri tanıdıkça kendi hikayemi yazmaya başladım. Penceremden görünen insanların hikayelerini yazdım. Hikayelere sonlar, kahramanlar lazım. Kelimelerim yeterse..

Beğendiklerim

” Terliklerimle gelsem sana ” Sabah uyanır uyanmaz aniden kalkıp ayaklarını yataktan sarkıtıp terliklerine baktığında şu cümleler geliyorsa insanın aklına pek de musmutlu bir gün beklemiyor belli ki bizi. Yine mi depresifiz yine mi melankolik. Güzelim pazar günü sabahın köründe anlamsızca uyanıp yataktan ayaklarını sarkıtıp terliklerine uzun uzun bakmanın adı ne oluyorki şimdi? ” Terliklerimle gelsem sana ” deyip terliklerinle gidebileceğin biri olmaması insanın burnunun direğini hüzünle sızlatır mı? Sızlatıyor efendim. Uyumak yerine sabahın köründe uyanınca şöyle şeyler aklınıza getirmeyin, düşünmeyin. Ben ettim siz etmeyin. Efendi efendi uyanıp güne başlayın. Mis gibi kahvaltılarla, sevdiceğinizin sesiyle, camınızı açıp aldığınız yepyeni sabahın havasıyla. Uyandığınızda terliklerinizin bile yüzünüze vuracağı yalnızlıklar yaşamamanız dileklerimle..

 ” Berkin Elvan kürtmüş ama, aleviymiş ama e o zaman tamam haketmiş ölmüş iyi olmuş ” Bravo valla ya. Bunlar nasıl kafalar böyle? Ne yiyip ne içiyorsunuz da sonuç böyle oluyor ki acaba? Burada çıkıp Berkin Elvan’ı savunanları vatan haini ilan edip ahkam kesiyorsunuz da. Pkk ıle masaya oturanı, Tc’ yı kaldıranı, Türk bayragı acanı coplatanı nasıl yapalım? ” Ama şehitler olduğunda sokağa çıkmadınız ” hedehödösü yapmayın. O zamanlarda insanlar sokaklardaydı sadece siz yine yoktunuz. Şehitlere nasıl hitap edildi hatırlıyoruz, şehit haberlerinde gerçek sayılar saklandı biliyoruz. Bunları yapanı hepimiz biliyoruz. Şimdi kalkıpta başka şeyler çıkarmaya çalışmayın. Mademki milliyetçilik, bunlar olurken neredeydiniz? Bunları yapanla Berkin Elvan’ı öldüren aynı kişiyken halen jeton düşmedi dimi sizde? Halen kutuplaşmaya devam edin. Bir kerede işinize gelen taraftan değil de şu çocuğun, ailesinin yaşadığı taraftan bakmayı öğrenin. Hiç bir sebep 15 yaşındaki bir çocuğun öldürülmesini haklı çıkaramaz. 

 Halay çekmiş, zafer işareti yapmış, nasıl yapar bunları? Siz de haklısınız düşünceye bu kadar izin olduğu yerde nasııl ifade etme cüretti bulur kendinde? Onun büyümeye hakkı yok, onun ilk kez aşık olmaya hakkı yok, onun arkadaşlarıyla top oynamaya falan hiç hakkı yok bir hırsız çıkıp emri versin sonra da kafasından gaz fişeğiyle öldürülsün, 15 kiloya düşssün zavallı bedeni, sonrada burda faşistler tebrik etsin. Vatan millet sakarya.

 Kendi tarafınızdan biri zulmetse ooo aslan parçası. Karşı taraftan biri yapsa Allah belasını versin. Ne güzel bir bilinç bu. Müslüman insan merhametli, kul hakkı yemeyen, ” çalmayan”, iftira atmayan, zulmetmeyen, ” sen osun, sen busun, sen ötekisin” diye ayırmayan ve en önemlisi ” Haksızlık karşısında susmayandır. ” Biz böyle bilirken şu an baştaki insan nasıl bir örnek diye hiç sorguluyor musunuz? Bir kere de bana dokunmayan yılan bin yaşasın değil de orada birileri acı çekiyor, onlar için birlik olup bir şeyler yapalım diye düşünüp farklı düşünceleri şu ülkede birlik olmuş olarak göremeden gidicem ya. Ona üzülüyorum. 

 15 yaşındaki bir çocuğun ölümünün ardından ne kadar acımasız olabileceğinizi kanım donarak izliyorum. Pardon siz onu henüz insan olarak göremediniz değil mi? Bir insandan öte onu ideoloji, siyaset,din olarak görüyorsunuz. 

 Siz Berkin Elvan’ın gerçek yüzü diye bir şeyler anlatmaya devam edin. 
 Israrla başka gerçekleri görmezden gelin. 
 Efendim babacım? dııt dııt
 Evet devam edin .

 Berkin Elvan, asla duymak istemediğimiz acı haber için 269 direndi. Berkin Elvan Gezi Direnişi sırasında ekmek almaya giderken polisin attığı gaz kapsülüyle yaralandı. 14 yaşındaydı, 15. yaşına komada girdi Berkin Elvan. 45 kilodan 16 kiloya düştü. 

 Tüm bunlar olurken halen nasıl parti tartışması içerisinde giriyorsunuz? Halen nasıl ” İyi olmuş” deyip gizliden, yada açık açık bu haber karşısında sırıtabiliyorsunuz?! Kanımı donduruyorsunuz. Yoksa siz de Vali Mutlu gibi fevkalade başarılı bir operasyon olarak mı sayıyorsunuz? Tüm bunlar bir çocuğun başına geldi. Aynı toprak üstünde yaşadığımız bir ” insanın ” Halen nasıl çamur atabiliyorsunuz? Bari ölüm haberinden sonra çekin pis ellerinizi, düşüncelerinizi üstünden. Ne yaparsanız yapın 15 yaşında bir çocuğun ölümüne haklı sebepler bulamazsınız. Acının dili, dini, rengi olmaz. Senin karne günün olur, senin ilk aşkın olur, senin mahalle maçlarında gol attığın sevinç çığlıkların, gülüşlerin olur ama cenazen olamaz…

Karşınızdakini her şeyden öte bir ”insan” olarak görebilecek merhamet var mı? 
Pardon, sizde biraz vicdan kaldı mı?

  • Bazen teşekkür etmek yetmez. Bir teşekkür aslında hissettiğin hiç bir şeyin karşılığı olamaz. Teşekkürün yetmeyeceği anlarda ezildiğini hissedersin onların karşısında. Aslında tatlı bir ezilme hissi.

  • Bazen kendini şu hayatta en önemsiz yerde hissederken bir insanın senin için çabaladığını görünce iyi hissedersin kendini. İyi bir insanmışsın gibi. İyi insanlar mıyız? 

  • ”Dünya tek kişiliktir, yalnız yaşarsın, ölürsün işte hepsi bu ” derken bir süre sonra ” Dünya iki kişilik her şey iki kişi olunca güzel ” diye düşünürken aslında bir kalabalığın içinde ne kadar çok iyi hissettiğini farkedince her şey geçer. 

  • Bazen ” mutluyum ” demekten bile korkarsın. Artık murphy kanunu mu yoksa ” bana kaderimin bir oyunu bu ne zaman gülsem illa ağlanacak neden  çıkar ” diye arabeske bağlamaktan mıdır bilmem, sırf bozulmasın diye o kelimeyi kullanmadan mutluluğu göstermek en cazip hali. 

  • Şu dünya için ne kadar nefret biriktirdiysem içimde, bir o kadar da içimden taşan sevgi var. Etrafımdaki insanlara ” Seni çok seviyorum ” deyip sarılasım geliyor hep. Hiç bitiremediğim, hiç geçmeyen çok büyük sevgiler var içimde. 

  • Bazen çok şey yazarsın ama aslında hiçbir şey anlatamazsın. 
    Bazen de çok şey anlatırsın ama O’na gidemezsin.

  • Bazen kendini bile, ne hissettiğini bile anlamadan yalnız başına oturup ne istediğine karar vermenin en ağır şey olduğunu öğrenirsin. 

  • Bazı anları yalnızca bir kez yaşayabileceğinizi bilmek, bazı insanlarla hayatta yalnızca bir kez karşılaşacağınızı bilmek yorucu, üzücü

  • Bazı şarkılar ( üstüne tıklayıp dinleyiniz efendim ) ’' Aşk bu değilse nedir? ” diye gece gece güzel güzel meşgul ediyor zihni. 

 Emekçi, ezilen, bastırılan, cinayete kurban giden, şiddet gören kadınların günü, şarkısı. 

 Kadınlar Günü diye AVMlerde yapılan indirimden indirime koşan, bütün gün kuaförlerde gezip akşama kadar evde oturup Kadınlar Günü diye kocasından reklamlarda gördüğü tektaşı hediye olarak bekleyen, bugünün anlamını, nedenini bilmeden kocasından / sevgilisinden çiçek bekleyen kadınların değil.

Anonim sordu: Ne kadar da hoş bir blog..Şans eseri bile olsa, iyi ki klayvemde o harfleri yan yana getirip, sayfalar arasından burayı buldum. Sadece burayı değil yazılarının arasında kendimi de buldum sanki :)

Çok mutlu oldum :) 

Her ne kadar son zamanlarda yazamasam da.. 

Çok teşekkür ederim :) 

antikadam:

gırtlağıma kadar boka battım baba. her taraf borç, harç. bir yandan okul var tabi. kursa yazılayım mı diye de düşünmedim, yazıldım. ben bulurum bir çaresini. çalışır, yine de veririm parasını. bak bu odada ne kadar ağladığımı bana sorsan, ben bile kestiremem. o kadar çok ağladım. ama vallahi ne para, ne de okul için. ben yalnızca sırtımı sıvazlayan biri yok diye ağladım. sen hep derdin çünkü ”sen bi yolunu bulup yaşarsın.” diye. evet baba, her türlü yaşarım. ama hiçbir piyangodan baba çıkmıyor kimseye. bana da çıkmaz. o yüzden bir kere bile olsa ara; ”oğul” de, ”nasılsın?”  bir kere ulan. bir kere. bir kaç saniyelik iş.

kötüysem de iyiyim diyeceğim, vallahi billahi. 

antikadam:

gövdemin baba arzulayan tüm yerlerini jiletle kazıdım, kalbim hariç. 

Album Art
535 Oynatma

 Bazı sabahlara yeniden uyanmak istiyorsun, bazı anları yeniden yaşamak.. O günden bir şeyler kalsın istiyorsun elinde. Hafızanda kalanlar dışında. Gözünün önünde olan, yanında taşıyabileceğin birşey. Omzuma düşen saçları toplayıp saklayan bir adam vardı mesela.. İçtiğim sigara izmaritini saklayan. Kopup dağılan bilekliğimdeki taşları hep yanında taşıyan.. Tabiki bunlar hiçbir şeyin göstergesi değil.. Hiç bir şeyin göstergesi olmadığı gibi herşeyin bitebildiğinin, sona erdiğinin en büyük kanıtları. 

 İşte herşey daha çok acı vermesin, birşeyler bitmesin, yeniden acı çekme, uzun, bitmek bilmeyen, hayatının en üzücü gecelerini geçirme diye kaçıyorsun kalbinin çarptığını hissettiren birinden. Bir yandan da göz ucuyla ona bakarak kaçıyorsun. Aslında aklın kalarak. 

 O kadar cesaretsizim ki, o kadar korkuyorum ki yeniden.. 
 Sırf bunun için tüm ömrümü yalnız geçirmeye hazırmışım gibi. 
 Tüm gün yemek pişirerek, elimde kaşıkla evimde huzursuz gezinerek geçirebilirim gibi. 

Sonraki sayfa Something went wrong, try loading again? Loading more posts